Yazar Bram Stoker, British Museum’da yaptığı bir araştırma sırasında, klasikleşmiş gotik korku karakteri olan Kont Drakula’nın temelini kusursuz bir biçimde oluşturacak olan adamla ilgili belgelere rastlamıştı. Bu adam 15. yüzyılda Doğu Avrupa’nın karanlık ve ormanlık dağlarında yaşayan bir voyvoda (prens) olan Vlad Tepeş’ten başkası değildi.

Sevgi ve Mantık Evliliği mi Arıyorsun?


Vlad Tepeş’in acımasızlığı tarih boyunca çarpıtılmıştır ve Stoker’in uyarlaması da bu çarpıtmaların oluşmasına yardımcı olmuş gibi görünüyor. Voyvodaya, kurbanlarını kazığa oturtma konusundaki düşkünlüğünden dolayı “Tepes” (Kazıklı) adı verilmiştir. Babasından aldığı “Drakula” (Canavarın oğlu) ismini de gururla taşıyordu. Kurbanlarının kanını nasıl içtiğine dair tarihi bir kayıt olsa da Tepeş bir vampir değildi ve Tepeş, öyle Stoker’in iddia ettiği gibi ölümsüz de değildi. Ama Stoker voyvodanın sadece adından esinlenmemişti. Tepeş’in hükümdarlığı oldukça acımasız ve kanlıydı.


Duyumcu tarihi araştırırken gerçeği çarpıtan fazlasıyla abartılmış öykülere rastlamak kolaydır. Kazıklı Vlad’ın gibi ender vakalarda da biraz abartma gerekli diyebiliriz. 10 binlerce insan, onun emriyle veya bizzat onun eliyle işkence görmüş, sakatlanmış veya öldürülmüştü. Bu tartışılmaz bir gerçektir ama çarpıtmalar asıl, Tepeş’in nedenleri konusunda ortaya çıkmaya meyillidir.


Eflak (Romanya’da bir bölge) voyvodası ve Müslüman Türklere karşı Hristiyanlığın savunucu olan Tepeş kendine oldukça güçlü düşmanlar seçmişti. Düşmanlarının hükümdarla ilgili yaptıkları propagandalar istemeden de olsa Kazıklı Voyvodanın tarihteki yerini pekiştirdi. Yaptıkları ve kötülüğü öyle bir izlenim yarattı ki Gutenberg matbaasındaki 8 sene önce ilk İncil’in basımında kullanılmış yazı makinesinde hakkında çok da övgü dolu olmayan epik bir şiir basıldı. Eğer düşmanları ona karşı karalama kampanyası ve günümüze kadar ulaşan yayınlar yapmasalardı Kazıklı Voyvoda’dan geriye de pek bir şey kalmamış olurdu.

Peki bu adam kimdi? Kazıklı Vlad da, filmlerde ve kitaplardaki kopyası gibi kana susamış mıydı? Kısaca cevap vermek gerekirse; evet hatta daha da fazlasıydı.

Bkz: kazıklı voyvoda kim, hikayesi