Değişen teknolojiyle birlikte sayısal baskı yöntemlerinin de gelişmesiyle artık mükemmel baskılar elde etmek mümkün. Günümüzde olağanüstü boyutta baskılar üretmek bile sıradan hale geldi.

Sevgi ve Mantık Evliliği mi Arıyorsun?


Karanlık odada baskı oluşturmak ise neredeyse “eski baskı teknikleri” kapsamına girmek üzere. Eski baskı teknikleri derken doğaldır ki günümüze kadar baskı yöntemleri de şekilden şekle girmiş, her aşamada daha pratik yöntemlerle baskılar yapıla gelmiştir. Geliştirilen her pratik yöntem bir öncekine kıyasla eksikleri bulunmasına rağmen günümüze kadar karanlık odada baskı yapmak özel bir sabır ve deneyim isteyen bir uğraştı.


Ancak yine de kimi fotoğrafçılar eski tekniklerin üstün niteliklerinden taviz vermemek uğruna yeni bulunmuş pratik yöntemlere rağbet etmemişler, bütün zorluklarına rağmen kalıcılığı ve üstün ton niteliklerini tercih etmişlerdir.


1. FOTOĞRAFIN OLUŞUMU


Siyah beyaz fotoğraf, temelde 3 aşamalı işlem sonucu oluşur. İlk iki aşama yani fotoğraf çekimi ve filmin geliştirilmesi sonucunda negatif elde edilir. Üçüncü aşama, yani kontak ya da agrandisman baskı sonucunda da pozitif görüntü elde edilir.
Herhangi bir negatifin kalitesini belirleyen 3 temel özellik; netleme, pozlama ve geliştirmedir. Bu aşamaların sonuç üzerinde oynadıkları rolü doğru belirleyebilmek için olayı teker teker baştan itibaren ele alalım.


1.1. Netleme


Eğer objektif yanlış netlenme konumunda kalmış ise negatif de netsiz olacaktır. Bunu düzeltmek için yapacak hiç bir şey yoktur. Kamera doğru netlenmiş olsa bile görüntü yine de flu olabilir. Kamera pozlama sırasında hafifçe sallanmış ya da konu, obtüratörün yakalayabileceğinden daha hızlı ise yine netsizlik ortaya çıkabilir. Ayrıca net olarak elde edilmiş bir görüntüyü karanlık odada agrandismanla tab ederken de flu yapmak mümkündür.


1.2. Pozlandırma


Teknik bakımından bir fotoğrafın üretimi filmin pozlandırılması ile başlar. Güneş ya da lamba gibi bir ışık kaynağından çıkan ışınlar yakındaki cisimlerden yansıyan ya da süzülen ışıklarla birlikte konuyu aydınlatırlar. Konuyu aydınlatan bu ışıklar konunun yüzeyinden yansıyarak objektife ulaşırlar.
Objektif kendisine düşen bu ışınlarla odak düzleminde bulunan film üzerinde konunun bir görüntüsünü oluşturur.
Filmin kamera içindeki pozlandırılması gelecekteki negatifin yoğunluğunu belirler. Konunun ışıklılığı ve filmin duyarlılığı göz önüne alındığında, pozlandırma çok kısa veya uzun ise negatif ya çok açık ya da çok koyu olacaktır. Her iki durumda da maksimum netlik elde edilemeyecektir.
Filmin üzerindeki ışığa duyarlı emülsiyon tabakası üzerine düşen ışıklarla doğru orantılı bir reaksiyon gösterir. Bu bir kimyasal reaksiyondur ve emülsiyon üzerine düşen ışık ile emülsiyonun içine gömülü bulunan gümüş tuzları arasında oluşur. Doğru orantılı olduğu için film üzerinde fazla ışık alan yerler fazla etkilenir ve o anda görülemeyen bir görüntü emülsiyon içinde oluşur. Bu gizli görüntünün ortaya çıkartılabilmesi için filmin geliştirilmesi (develope) edilmesi gerekir.


1.3. Geliştirme


Geliştirme, filmi negatif hale dönüştürür. Bu negatif de, fotoğraf dediğimiz baskının temelini oluşturur. Yine teknik açıdan bakıldığında negatif ne kadar iyi ise, baskının da o kadar iyi olabileceği söylenebilir.
Pozlandırılmış filmin geliştirilmesi, negatifin aşağıdaki özelliklerini belirler.


1. Yoğunluk,
2. Kontrast,
3. Grenlilik ve bir noktaya kadar netlik.


Eğer geliştirme süresi çok kısa veya uzunsa, geliştirici ısısı çok yüksek veya düşükse, geliştirici tipi filme veya konuya uygun değilse, negatif çok yoğun, çok açık, çok kontrast, yetersiz kontrast ya da çok grenli olabilir.
Gereğinden fazla geliştirilmiş ve çok grenli negatifler, hiç bir zaman mükemmel negatiflerin verdiği baskılar kadar yüksek kaliteli baskı veremezler.


Geliştirme, tercihan film banyoları için tasarlanmış özel yıkama tanklarına (karanlıkta) yerleştirilerek kapağı kapatıldıktan sonra aydınlıkta yapılabilir. Bu işlem saklı görüntüyü görülebilir görüntü haline dönüştürür. Banyonun içindeki aktif kimyasal elemanlar, ışıktan etkilenmiş gümüş tuzlarını aldıkları ışık oranında metalik gümüşe çevirirler. Sonuç, konu üzerindeki ışık değerlerinin tersine çevrildiği, yani negatif olan bir görüntüdür. Geliştirme işlemi bittikten sonra film, gelişmeyi durdurucu bir solüsyon (seyreltilmiş asetik asit) içine atılır ve işlem durur.


1.3.1. Gelişmeyi Etkileyen Faktörler


İyi bir fotoğraf baskısı için negatifin; yoğunluğunun, kontrastının ve grenliliğinin baskıya uygun seviyede olması aranır. Ton zenginliği ve hem ışıklı hem de gölgeli alanların yeterli detay içermesi de negatifte aranan özelliklerdendir.


1. Geliştiricinin tipi,
2. Geliştiricinin ısısı,
3. Geliştirme süresi,
4, Geliştiricinin aktivitesi,
5. Ajitasyon. (Çalkalama düzeni).


Geliştirici Tipi


Belli bir film için seçilecek geliştirici tipi normal şartlarda o filmin üreticisinin tavsiye ettiği geliştirici olması durumunda yanlışlık yapılmamış olur. Eğer şartlar normal değil ise geliştirici türünün belirlenmesinde fotoğrafçının niyeti ve elindeki olanaklar, türün belirlenmesini sağlar. Örneğin ısının 25 0C’ye çıkması önlenemiyorsa, tropikal bir geliştirici kullanması gerekebilir. Eğer az pozlandırmadan şüpheleniyorsa yüksek aktiviteli bir geliştirici türü ya da 35mm’lik filmden çok büyük baskılar yapılacaksa ince grenli sonuçlar veren bir geliştirici gibi seçimler yapabilir.


Geliştirici Isısı


Bütün kimyasal tepkimeler gibi filmler de gelişme esnasında ısıdan etkilenirler. Geliştirici ısısını yükseltmek, geliştirme işlemini hızlandırır. Negatifin kontrastını, yoğunluğunu, grenliliği artırır ve eğer kontrol edilemezse, emülsiyonun şişmesine, yumuşamasına, çatlamasına, erimesine ve tabandan ayrılıp akmasına yol açar. Bunun tersine geliştirici ısısını azaltmak ise işlem hızını düşürür, geliştiricinin tahmin edilemez bir şekilde davranmasına yol açar ve giderek hiç çalışmaz hale gelir. Bütün fotoğraf işlemleri için normal geliştirici ısısı 20 0C’dir.

Geliştirme Süresi pozlandırılmış gümüş (Ag) tuzlarını metalik gümüşe indirgemek için geliştiricinin emülsiyonun içine işlemesi gerekir. Bu da zaman isteyen bir olaydır. Geliştirme işlemi yüzeyde başlar ve zaman içinde daha derinlere yayılır. Bu yayılma daha fazla gümüş tuzunu metalik gümüşe dönüştürür. Bu işlem sonucunda da görüntünün yoğunluğu artar. Negatifin göreceli olarak açık tonlu olduğu bölgelerde (yani konunun gölgeli alanlarını ifade eden bölgelerde) sadece yüzeye yakın gümüş tuzu tanecikleri ışıktan etkilenmişlerdir.

Dolayısı ile geliştirme işlemi bu bölgelerde çabuk sona ererken, ışıktan fazla etkilenmiş bölgelerde işlem devam eder. Sonuçta geliştirme işleminin devam etmesiyle görüntünün özellikle ışıklı bölgelerdeki genel yoğunluğu artarken aynı zamanda kontrastı da artar. Bu yüzden geliştirme işlemi gereğinden önce durdurulursa elde edilecek negatif çok açık ve çok düşük kontrastlı olacaktır. Bunun tersine geliştirme süresi gereğinden fazla uzatılırsa elde edilecek negatif çok yoğun, çok kontrast ve zor basılabilen bir negatif olacaktır.


Geliştiricinin Aktivitesi


Tavsiye edilen geliştirme süreleri o geliştiricinin belli bir film için, belli bir ısıda belli bir güç veya aktivitede kullanılmaları halinde geçerlidir. Bir geliştiricinin aktivitesi üç faktöre bağlıdır.


1. Geliştirici içindeki aktif elemanların yapısı ve türü
2. Geliştiricinin sulandırılma miktarı,
3. Banyonun yorgunluk derecesi


Sulandırma miktarına göre banyonun aktivitesi değişebileceği gibi hava ile etkileşim sonucu oluşan oksitlenme de geliştiricinin gücünü azaltır ve ömrünü kısaltır. Bu yüzden saklama şişeleri mutlaka tepeye kadar doldurulmalıdır. Kullanılmış bir geliştirici kullanılmamış bir geliştiriciden daha çabuk bozulur. Ağzı kapatılmış bir şişede saklanan stok solüsyonun dahi ömrü sonsuz değildir.


Çalkalama Düzeni


Çalkalamanın amacı, her noktada aynı miktarda geliştirilmiş negatifler elde etmektir. Bunu da filmin her noktasına taze geliştirici akışı sağlayarak yapabiliriz. Çalkalama miktarının artırılması, geliştirme etkisinin artmasına yol açarken, çok aşırı ya da yetersiz çalkalama, önceden tahmin edilemeyecek sonuçlar alınmasına yol açar. Bu yüzden film üreticileri, geliştirici üreticileri ve tank üreticilerinin çalkalama düzeni ile ilgili tavsiyelerine kesinlikle uyulmalıdır. Çalkalama düzeni ne kadar mekanik ve düzenli hale gelirse, sonuç da o kadar olumsuz olacaktır. Çünkü tankın tasarımına bağlı olarak her zaman aynı miktar sıvı, filmin belli bir noktasına aynı şiddette çarpacaktır. Bu da homojen olmayan bir yoğunluğa yol açacaktır. Bu yüzden çalkalama, düzenli aralıklarla ve rastgele olursa sonuçlar da o kadar uygun olacaktır.


1.3.2. Genel Öneriler


Deneyler göstermiştir ki en iyi geliştiriciyi bulmanın en güvenli yolu, film üreticisinin tavsiye ettiği geliştiriciyi kullanmaktır. Geliştirme işlemi bittikten sonra aynı geliştiricinin başka film banyolarında kullanılması mümkün olsa bile güvenli değildir. Bu nedenle en güvenli yöntem olarak banyo bir defa kullanılır ve atılır.


Bütün geliştiriciler havanın oksitleyici özelliklerinden etkilenirler. Bu yüzden bir stok solüsyon hazırlandığında tek bir büyük şişeye değil, birkaç küçük şişeye tepeleme doldurularak dağıtılmalı ve böylece havanın oksitleyici etkileri azaltılmalıdır.


Plastik şişe kullanımının bir avantajı da, bu tür şişelerin sıkıştırılarak hacimlerinin küçültülebilmesidir. Böylece solüsyon tepeye kadar tutulabilir.


Çeşitli geliştiricilerin saklama süreleri çok değişebilir. Bu değişiklik geliştiricinin tipine, solüsyonun konsantrasyonuna, saklanış şartlarına bağlıdır. Genel olarak konsantrasyonu yüksek olan solüsyonun daha uzun süre saklanabileceği söylenebilir.


Fabrikada üretilmiş, kapağı kapalı geliştirici şişelerindeki solüsyonlar, kapağı açılmış olanlara göre daha çok sürede saklanırlar. Kullanılmış solüsyonlar göreceli olarak çabuk bozulurlar. Bazı durumlarda hiç saklanamazlar. Kullanılmamış bir geliştirici solüsyon bile zaman içinde gücünü kaybedebilir ve hiç çalışmaz hale gelebilir.


Adına tank denen özel bir kap ve içinde yıkanacak filmi, kendi yüzeylerine yapışmadan tutacak spiral ile birlikte yıkama işlemi için mutlaka deneyimli birinden yardım almak yararlı olur.


Geliştirme işlemine başlamadan önce film tam karanlıkta spirale sarılır. Geliştirme tankına konur ve kapağı kapatıldıktan sonra ışıklar açılarak yıkama işlemine geçilir.


1.4. Asitli Durdurma Banyosu


Geliştirici işlemlerinin bitişinden hemen sonra film veya kartlar, asitli durdurma banyosunda çalkalanmalıdırlar. Durdurma banyosu, geliştirme işlemini hemen durdurur. Ayrıca, film ya da kartı saptama banyosunun içine alkali yerine, asitli bir ortamda vererek, saptayıcının asitliliğinin ve sertleştiriciliğinin daha uzun bir zaman korunmasına yardımcı olur. Kartlarda ise saptama banyosu içindeki yetersiz çalkalamadan oluşan lekelenme ihtimalini en aza indirir.


Durdurma işlemi için sulandırılmış asetik asit veya sirke kullanılabilir. Satın alınan asetik asit üzerinde yazılı sulandırma oranına göre karıştırılır. Herhangi bir asitle su karıştırılırken asit suya ilave edilir. Suyun aside ilave edilmesi tehlikelidir. Asidin suya ilavesi sırasında, su karıştırılmalıdır.


1.5. Saptama Banyosu


Saptama banyosu geliştirilmemiş ışığa duyarlı gümüş tuzlarını suda çözünebilir bileşikler haline dönüştürerek yıkama sonucunda emülsiyondan atılmasını sağlar.


Geliştirme ve durdurma işlemi bittikten sonra kararmamış gümüş tuzlarının filmden ayrılması gerekir. Bu işlem sadece negatifin saydamlaşması ve basılabilir hale gelmesi için değil, aynı zamanda kalıcılığını da sağlamak için gereklidir. Aksi takdirde ışık görmemiş ve kararmamış gümüş tuzları bünyede kaldığında, zaman içinde kararacaklar ve görüntüyü bozacaklardır.


Bu amaçla kullanılan kimyasal eleman (saptayıcı) genel olarak Hipo adıyla bilinen Sodyum Tiyosülfat’tır.


Bu eleman, geliştirilmemiş gümüş tuzlarını suda çözünebilir bileşikler haline dönüştürür.


Doğru bir saptama işlemi için iki şartın yerine gelmesi gerekir;


1. Saptayıcı banyonun yeteri kadar taze hipo içermesi,
2. Filmlerin en az 6 dakikadan başlayarak, saydamlaşmalarına kadar geçen sürenin iki katı kadar bir süre banyoda kalması.


Aynı kural kartlar için de geçerlidir. Ancak bu malzeme saptayıcıda ne kadar çok kalırsa o kadar iyidir anlamına gelmez. Tersine, aşırı saptama görüntü kalitesinde bir kayba yol açar. Çünkü yeterli zaman verildiğinde hipo, kartların parlak bölgelerinde, filmlerin ise gölge bölümlerindeki ince detayların kaybolmasına yol açabilir.

Ancak hipo ve sudan oluşan bir saptama banyosu, geliştiriciden taşınan kimyasallar dolayısıyla etkinliğini uzun süre koruyamaz. Böyle gereğinden önce bozulmayı önlemek amacıyla çoğu saptayıcı, aşağıdaki elemanları içerir.


a. Geliştirilmemiş (kararmamış) Gümüş tuzları için çözücü Sodyum Tiyosülfat (Sodyum Hiposülfit).


b. Koruyucu sodyum metabisülfit. Amacı hiponun bozulmasını engellemek.
Saptayıcı Banyonun Hazırlanışı:


Hazır satın alınan saptama banyolarını, ambalajında yazan sulandırma miktarına ve süreye uyularak kullanabiliriz. Ya da kristal halde satın aldığımız saptayıcı banyonun hazırlanışı aşağıdaki gibidir:


Su ………………………………………………………… 1 litre
Sodyum Hipos ülfit ……………………………….. 250 gr.
Sodyum Metabisülfit……………………………… …………… 25 gr.


1.6. Yıkama İşlemi


Tank içinde geliştirilip saptanmış film, yine tank içinde yıkanabilir. Bu işlem bir ucu musluğa, diğer ucu tankın girişine takılan bir hortum ile suyun yavaş ve sürekli akışı sağlanarak 15 dakika sürmelidir. Son olarak film tabanında kireç lekelerinin oluşmaması için film, sarılı olduğu spiral ile birlikte bir kireç çözülücülü solüsyona köpürtmeden daldırılır, 15 – 20 saniye bekledikten sonra çıkarılır ve tozsuz bir ortamda kendiliğinden kurumaya bırakılır.


2. BASKI


Görüntünün negatif değerlerini bir kere daha negatife çevirme işlemidir. Negatiften filmden negatif kâğıda baskı yapılarak pozitife dönen görüntü gerçek konu üzerindeki ışık değerlerinin bir tür benzerlerini kâğıt üzerinde oluşturur.


Baskı, ya kontak ya da agrandisman yöntemi ile büyütülerek yapılır. Baskı sırasında pozlandırılan fotoğraf kâğıdı da ilkin kâğıt banyosunda banyo edilir. Filmde olduğu gibi durdurma, yıkama ve kurutma aşamalarından geçer.


Bu işlem için negatif agrandizörün film şasesine, emülsiyonu aşağı gelecek şekilde yerleştirilir. Agrandizörün yukarı aşağı kolu ile hemen aşağıdaki tabla üzerinde istenilen büyüklüğü getirilen görüntü, objektif düzleminde bulunan kol ile netlenir.


Oluşan bu görüntüye maruz kalacak şekilde tablaya yerleştirilen fotoğraf kâğıdı pozlandırılır. Önce kağıt banyosunda yaklaşık iki dakika tutulur ve ardından durdurma, saptama ve yıkama işlemlerine geçilir.


Yapılan bütün bu işlemler sırası ile konu, negatif görüntü ve pozitif görüntü şekil 6’da görüldüğü gibidir. İlk önce ters bir işlem yapılarak konunun negatif görüntüsü elde edilmiş, daha sonra bir ters işlem daha yapılarak, tersin tersi; pozitif bir fotoğraf üretilmiştir.


 2.1. Baskı Aşamasında Kontrast Kontrolü


a. Kâğıt Seçimi


Elimizdeki esas materyal genellikle bir negatif ve bundan üzerine baskı yapılacak kâğıttır. Bu nedenle ilk iş olarak eldeki negatifi incelemek ve bu negatifin kontrastına uyacak kağıdı seçmektir. Parlaklık derecesi normal olan bir konunun normal kontrastlı negatifinden baskı yaparken, baskı üzerinde beyazdan siyaha kadar bütün gri tonların bulunmasını sağlayacak şekilde, uygun kontrastlıkta kâğıt seçilmesi gerekir.

Kağıdın kontrastlık derecesi negatifin kontrastlığına göre kararlaştırılır. Negatif görüntü çok yumuşak, yumuşak, normal, kontrastlı ya da çok kontrastlı olabilir. Buna göre, yumuşak negatifler için kontrast, normal negatifler için normal, kontrast negatifler için ise yumuşak kâğıt kullanılabilir.


b. Geliştirici Seçimi:


Geliştirici içerisinde bulunan Metol, Hidrokinon ve Sodyum Karbonat’ın miktarı banyonun karakterini etkileyecektir. Kontrast ya da yumuşak sonuçlar için uygun karakterde bir geliştirici seçerek arzu edilen kontrastlığa belli sınırlar dahilinde ulaşılabilir.


c. Agrandisör Seçimi:


Işık kaynağından çıkan ışınları dağıtan ve yumuşatan (difüserli) agrandisörler ile yumuşak sonuçlar elde edilirken, kondansatör sistemli agrandisörlerde daha kontrast sonuçlara ulaşmak mümkündür.


2.2. Değişken Kontrastlı Kâğıtlar ile Baskı


Negatifin kontrastlığına bağlı olarak kâğıt seçimi yapılacağından yukarda bahsetmiştik. Bu nedenle her seçenek için farklı sertlikte kâğıtlar bulundurulması gerekmektedir. Ancak değişken kontrastlık özelliğe sahip (Variable Contrast – Multigrade) kâğıtlarda yalnızca tek bir tip kâğıt kullanılır.


Değişken kontrastlı baskı işlemi için agrandizörün ya kendinden sarı ve magenta filtrelerinin olması ya da bu filtreleri hariçten koyacak çekmece sistemlerinin olması gerekmektedir.


Bu filtreler sarıdan magentaya doğru “0”dan “5”e kadar yarım stopluk aralarla numaralandırılmışlardır ve bu numaralar diğer normal kâğıtların kontrastlık numaralarına denk düşer. Filtre kullanılmadığı taktirde bu kâğıtlar normal 3 numara kâğıt karakterinde davranır.


Renkli filtre kafalı agrandizörler ile sarı ve magenta filtreleri kullanarak ½ basamak artışlarla değişik kontrast düzeyi sağlanabilir. Sarı filtre kontrastı düşürürken magenta filtre kontrastı artırır. Kağıt paketlerinde mevcut prospektüslerde kontrastlık derecelerine göre seçilmesi gereken filtre numaraları belirtilmiştir. Başlangıç olarak bu önerilere uyulabilir.


3.MÜKEMMEL NEGATİF


Mükemmel bir negatif öyle bir negatiftir ki, 2 veya 3 no’lu bir karta herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan baskı yapıldığında mükemmel bir baskı elde edilebilsin. Ancak bu durumda başka bir soru; Mükemmel baskı nedir?


İşler daha komplikedir. Çünkü bir fotoğrafçı tarafından mükemmel diye tanımlanan bir baskı, bir başka fotoğrafçı tarafından çok açık, çok koyu, çok kontrast ya da çamur olarak tanımlanabilir. Bundan başka, her ne kadar normal bir baskının grensiz olması gerektiği söylense de, gren bazı durumlarda yaratıcı bir anlatım yolu olarak kullanılabilir.

Bunun gibi, her ne kadar netlik, mükemmel bir baskının temel öğesiyse de bazı durumlarda soyut bir kavramın fotoğrafla anlatımı için netsizlik de kullanılabilir. Bu yüzden bir tek değil, ama bir çok mükemmel negatifin varlığından söz edilebilir.


Belli bir durum için doğru sayılabilecek bir negatifi üretmek amacıyla, fotoğrafçı negatifini seçtiği konunun doğasına, konuyla ilgili kavrama ve fotoğrafın amacına uygun bir şekilde üretmek için şu 5 temel özelliği göz önünde bulundurmak zorundadır.

3.1. Netlik


Her ne kadar tek bir tür netlikten bahsedilirse de, ki bu da temelde netleme fonksiyonunun sonucudur, netlik eksikliği ya da netsizlik, kendisini negatifte farklı formlarda gösterir.
Genel ve belli bir yönü olmayan netsizlik, kameranın yanlış bir bölgeye netlenmesiyle ya da hiç netlenmemesinden kaynaklanır.


3.2. Yoğunluk


Bir baskının poz süresini belirleyen temel faktör negatifin yoğunluğudur. Bu yüzden mükemmel bir negatifin genel yoğunluğu ne çok fazla ne de çok az olmamalıdır.


Konumuzun en parlak yeri filmde siyah,
” ara tonları filmde gri,
” ışıksız yerleri filmde saydam olmalıdır.
Gölge detayları olan, basılabilir nitelikte ve yoğunluğu az olan bir negatif için teknik olarak ideal diyebiliriz.


3.3. Kontrast


Filmin kontrastı, baskı yapılacak kağıdın gradasyonunu belirleyen ana faktördür. Kontrastlık; bir negatif ya da kağıdın üzerindeki en koyu nokta ile en açık nokta arasındaki yoğunluk farkıdır. Düşük kontrastlı bir negatifte bu fark az iken yüksek kontrastlı bir negatifte fazladır. Doğaldır ki hiç biri için diğerinden daha iyidir denilemez.

Çünkü bazı tür fotoğraflar etkili olabilmek için yüksek kontrastlı olmak zorunda iken bazıları düşük kontrastlı olabilirler. Ancak çoğu durumda mükemmel bir negatifin genel kontrastı öyle olmalıdır ki 2 veya 3 nolu karta müdahalesiz basıldığında doğru sonuç versin. Uygun olmayan negatif kontrastı:

l. Anormal konu kontrastından, 2. Yanlış filtre seçiminden ya da 3. Hatalı geliştirmeden kaynaklanır.


Normalden fazla sürede veya ısıda geliştirme kontrastı ve yoğunluğu artırırken, bunun tersi kontrastı düşürür ve yoğunluğu azaltır.
Bu durumda konu kontrastı yüksekse filmi az yıkamak filmin kontrastını düşürecektir.

Yoğunluğun düşmesi ise filmi fazla pozlamakla mümkün olur. Özetle yüksek kontrastlı konular karşısında filmi fazla pozlayıp az yıkamak makul sonuçlar yaratabilir.


3.4. Grenlilik


Grenlilik, film emülsiyonunun bir özelliğidir. Çoğu yüksek hızlı filmler, düşük hızlı filmlere göre daha büyük bir gren yapısı gösterirler. Ancak bu özellik belli limitler içinde değiştirilebilir. Yani grenlilik azalabilir ya da artabilir. Bu da uygun bir pozlandırma ve geliştirici ikilisiyle mümkündür. İnce grenli bir geliştirici içinde pozu çok az artırarak banyoyu da biraz kısalttığımızda elde edilecek olan negatifin grenliliği, normal pozlama ve yıkamaya göre daha azdır.

Grenlilik yoğunlukla birlikte artar. Yoğunluk da geliştirme süresinin artışıyla artar. Baskıda kullanılacak kartın gradasyonu da grenliliği etkileyen faktörlerdendir. Kartın kontrastı yüksek olursa grenlilik artar. Ancak bilinmesi gereken bir başka nokta da yüksek çözünürlüğe sahip ince grenli filmlerin mutlaka en net görüntüyü vermelerinin gerekmediğidir. Çünkü göz, çözünürlükleri aynı, kontrastları da aynı (düşük) olan ve aynı konuyu içeren iki baskıdan grenleri daha büyük olanı daha net diye algılayacaktır.


3.5. Temizlik


Doğaldır ki sadece çok temiz ve çiziksiz negatiflerden elde edilecek baskılar mükemmel olabilir. Bu konuda en sık görülen ama en kolay engellenebilecek 3 şikayet konusu; toz, parmak izi ve kurumuş su damlaları izleridir.


Basılabilir detay içeren ya da mükemmel denebilecek negatiflerin tanımı:
Ortalama konuların negatifleri eğer hem ışıklı bölgelerinde hem de gölgeli bölgelerinde yani negatifin hem açık hem koyu bölgelerinde basılabilir detay içeriyorlarsa, mükemmel sayılabilirler.

Bunun gibi kontrastının yeterli olması şartıyla aynı konunun çeşitli yoğunluğa sahip farklı negatifleri arasında baskı için seçilmesi gereken negatifin yeterli gölge detayı içeren ve genel tonu en açık olan negatif olması gerektiği söylenebilir.


4. KARANLIK ODA ORGANİZASYONU ve MALZEMELERİ


Geçici ya da kalıcı herhangi bir karanlık odanın etkinliği organize edilmesine bağlıdır. Bu iyi organizasyon tanımının içinde elektrik düğmelerinin yerinden, çalışma yüzeyinin yüksekliğine, ıslak ve kuru alanların ayırımına kadar bir çok detayı sayabiliriz.


4.1. Karartma


Herhangi bir karanlık odanın ilk ve en önemli özelliğidir. Karanlığın miktarı yapılacak işin özelliğine göre değişebilirse de yine de mümkün olan en yeterli karanlığı sağlamak amaçtır. Karanlık oda isminden de anlaşılacağı gibi ışıktan iyice yalıtılmış, içeriye ışık sızmayacak şekilde hazırlanmış bir odadır.

Bu nedenle karanlık odanın hazırlanması sırasında bu özelliğe dikkat etmek gerekir. Karanlık odanın ışıktan iyice yalıtıldığını anlamak için, oda ışığı söndürüldükten sonra beş dakika gözümüzün karanlığa alışmasını bekleyebiliriz. Eğer bu süre sonunda siyah bir fon önüne konan beyaz bir kağıdı göremiyorsak, oda gerekli şekilde karartılmış demektir.


4.2. Karanlık oda aydınlatması


Normal çalışma için yeterli şiddette ışık sağlayacak düzeyde olmalıdır. Ancak elektrik düğmeleri kesinlikle kaza ile açılmayacak ya da birbiriyle karıştırılmayacak şekilde organize edilmelidir. Karanlık oda çalışmaları için çeşitli tip ışık kaynaklarına ihtiyaç vardır. Bunlardan ilki düz beyaz bir ışıktır ve 40 – 50 watt’lık bir lamba olabilir.

Bu ışık sadece tavan ve duvarlardan yansıyacak biçimde yerleştirmelidir. Diğer ışıklar çeşitli fotoğrafik materyale göre değişik renkteki emniyet ışıklarıdır. Pankromatik malzemelerden başka diğer siyah – beyaz film ya da kâğıtlar kırmızı ışığa karşı duyarlı değildirler. Bu malzemelerin kullanıldığı zamanlarda karanlık oda kırmızı bir ışıkla aydınlatılabilir.

Pankromatik materyaller için ise çok koyu zeytuni yeşil ışık güvenli olmadıkları için ancak kısa anlarda ve fazla yaklaşılmadan kullanılmalıdırlar.


Fotoğrafçılıkta kullanılan kırmızı ışık veren lambalar piyasada satılmaktadır. Bulunmadığı zamanlarda, bildiğimiz kırmızı kâğıtlar ve selafonlar 7,5 Watt’lık bir lamba üzerine sarılarak bu tip ışık kaynakları elde edilebilir. Yine de ortokromatik malzemeler ve fotoğraf kâğıtları bu ışıklara 100 cm’den daha fazla yaklaştırılmamalıdır.

Emniyet ışık kaynağımızın test edilmesi oldukça kolaydır. Tam karanlıkta çalışma ortamına çıkarılan bir fotoğraf kağıdının duyarkatı üzerine metal bir malzeme (para – anahtar gibi) konur. Emniyet ışığı açılır ve yaklaşık 10 dakika beklenir. Emniyet ışığı kapatıldıktan sonra kâğıt iki – üç dakika kadar banyo edilir. Saptama ve yıkama aşamasından sonra aydınlıkta kontrol edilir. Eğer metal malzemenin silueti belirgin değilse kırmızı ışığımız emniyetlidir.


4.3. Karanlık odanın rengi


Duvarlar açık (beyaz veya açık gri) olmalıdır. Uzun süren karanlık oda çalışmalarında beyaz ışıklar açıldığında aydınlık ve ferah bir ortam sağlanmalıdır. Parlama ve yansımalardan kaçınmak için mat boyalar tercih edilmelidir.


4.4. Elektrik tesisatı


Özellikle ıslak bölgelerde nemden etkilenmeyecek yapıda olmalı ve bütün elektrikli cihazlar topraklanmalıdır. Elektrik düğmeleri ıslak el ile dokunulduğunda elektrik çarpmalarına maruz kalmayacak tipte seçilmelidir.


4.5. Karanlık Odanın Havalandırılması


İçeriye ışık sızdırmayacak bir havalandırma ile karanlık odada kullanılan kimyasallardan buharlaşarak ortaya çıkan gazlardan kurtulmalıdır. Dışarıdan filitrelenmiş hava emerek içeriye üfleyen salyangoz tipi bir aspiratör en uygun olanıdır. Böylelikle karanlık odada bulunan kirlenmiş hava ile birlikte tozlar da kapı aralıklarından başka tarafa atılmış olur. Eğer sürekli havalandırma yapabilecek bir sistemimiz yok ise pencere ve kapılar açılarak sık sık çalışmalara ara verilerek karanlık oda havalandırılmalıdır.


4.6. Karanlık oda malzemeleri


Agrandisör, poz saati, alam saati, film yıkama tankı ve spirallerden başka çeşitli ebatlarda küvetler, hortum, huni, maşalar, kimyasalların saklanabilmesi için kapaklarından hava geçirmeyen kavanoz ve şişeler, ısı ölçer, yıkanan malzemelerin sularının akıp kuruyabileceği damlalıklı eviye, rahat oturabileceğimiz bir iki tabure ya da sandalye, müzik dinleyebileceğimiz bir radyo ya da teyp, kenar ve köşeleri keskin olmayan çeşitli ebatta temiz camlar, cetvel, makas, kalem, falçata, yapıştırıcı bant, kurulama havlusu gibi rahat çalışma ortamı sağlayan araç gereçlerin karmaşa oluşturmadan düzenlenmiş bir biçimde karanlık odada bulundurulmasında yarar vardır.