Sevgi ve Mantık Evliliği mi Arıyorsun?

Forrest Gump kimdir

Öncelikle, Forrest Gump hakkında kısa bir bilgi sunarak başlayalım. 

Forrest Gump bir roman kahramanıdır, 1994 senesinde Tom Hanks tarafında beyaz perde için uyarlandı ve gösterime girdiği yıldan bu yana sürekli olarak sinema başyapıtları arasında gösterildi.

Forrest, çocukluğunda hem zihinsel hemde fiziksel zorluklar çekmiştir. Fakat, normal bir insandan farklı olmadığını söyleyen annesi sayesinde, bu eksikliklerin farkına dahi varmadı.

İlk olarak , ilkokulda dışlanmakla başladı çocukluğunun sorunları. Hayatı boyunca sadece bir tek arkadaşı oldu, bir arkadaşı daha vardı ama onu Vietnam savaşında kaybetti.

İşte detaylıca Forrest Gump hayatı ve filmin konusu

Forrest doğduğundan beri sadece annesiyle beraber yaşadı, taki annesi kanserden ölene kadar.

İlkokul’a Alabama’da başladı. Alabama, Forrest’in hayata başladığı ve dönüp dolaştıkdan sonra yine geri geldiği yerdi. Annesiyle bir motelde kalıyorlardı. Daha doğrusu evlerini motel olarak kullanıyorlar ve bu şekilde geçimlerini sağlıyorlardı.

Ziyaretçileri arasında, devrin Rock’n Roll kralı Elvis bile vardı ama tabi o zamanlar çömez bir sanatçıydı. O meşhur ayak figürününde ilham kaynağı, ayaklarındaki demir aksanların verdiği kabiliyetle aslında Forrest’ti. Ve, o figür, bir efsane olarak tarihe geçti.

Forrest, normal insanların gittiği okula gitmeliydi çünkü annesi eğitimine çok önem veriyordu. Ama, IQ seviyesi ve anlama kabiliyeti okul standartlarının altında olduğu için onu okula almak istemediler. Bu sorunuda annesi halletti.

Okulda hiç arkadaşı olmadı, daha doğrusu okul hayatı boyunca hiç arkadaşı olmadı. Jenny dışında. Jenny, onun kızıydı. Onun tek arkadaşı ve sevgilisi, ileride de karısı. Forrest, okuldaki kötü çocuklarının onla dalga geçmesine hiç aldırmaz, yüzüne karşı ‘Heyy, sen aptal mısın ?’ diye soranlara da; ‘ Hayır, aptallık yapanlar aptaldır der hep annem.’ diye cevap verirdi.

Okul hayatı zor geçiyordu. Ama; kendi farkını insanlara farkettirmeyi başarıyordu Forrest. Spor ile bunu başarıyordu. Çok kuvvetli ayakları vardı ve çok iyi koşuyordu. Önce lisede futbol oynamaya başladı, üniversite’de ise Alabama’nın en iyi üniversite futbol oyuncusu olmuştu.

Üniversite döneminde, milli takıma seçilmişti ve belki birçok normal Amerika’lının dahi elde edemeyeceği bir fırsat ile Amerikan Başkanı ile tanışmıştı. Forrest, hayatı boyunca birkaç Amerikan Başkanı tanıyacak ve ellerini sıkacaktı.

Üniversite’den sonra Amerikan Ordu’su onu istiyordu. Amerikan Ordu’suna yazıldı ve Vietnam Savaşı’na katıldı. Teğmen Taylor’ı tanıdı. O, Forrest’in hayatta değer verdiği 5 kişiden biriydi. Onun ilk iş ortağıydı üstelik.

Birde Babo vardı. Dudaklarının biri aşağı bakan, iri yapılı bir zenci. Forrest gibi onunda bazı anormal duruşları ve konuşmaları oluyordu tabi, ama bu farkı Forrest farketmiyordu. Daha doğrusu, böyle bir fark dahi yoktu. Babo’nun hayali, karides teknesi alıp kendi işini yapmaktı. Zaten, Babo’nun büyük büyük atalarıda bu işi yapmıştı.

Babo, yağmurlu bir gecede Forrest’e ortak bir karides teknesi almayı ve teknede yaşamayı teklif etti, Forrest ‘ Evet, çok iyi bir fikir bu Babo!’ diyerek kabul etti. Sonra bir gün, Çarli’ler ( Vietnam Askerleri ) Teğmen Taylor’un birliğine saldırdı ve Babo’da dahil bir çok asker öldü.

O gün, Forrest 7-8 arkadaşını ve ayakları kopan Teğmen Taylor’ı canı pahasınada olsa kurtarmıştı ama en son arkadaşı Babo’yu kurtarmaya gittiğinde artık çok geç olduğunu farketti.

Forrest, kıçından vurulmuştu ve gazi olmuştu. Hastanede geçirdiği günlerde; aslında pinpon’a meraklı olduğunu öğrendi. Sonra, pinpon topu ve raketiyle harikalar yaratmaya başladı, tüm herkes onu izlemekten çok mutlu oluyordu.

Ordu’dan henüz ayrılmamışken, tekrar Amerikan Başkanıyla tanışma fırsatı oldu ve ona vurulduğu yeri gösterdi, yani poposunu. Forrest orduda iken, tekrar milli takıma girdi ve belkide A.B.D tarihinde ilk kez, Çin’e giden sporçu olmuştu. Müsabakayı kazandı ve ülkesine döndü.

Eve geldiğinde, annesi onu çok iyi karşıladı ve ‘ Artık döndüm anne…’ dedi. O gelmeden önce, pinpon’daki başarılarından dolayı bazı hediyeler gönderilmişti Forrest’e ve bir firma, sadece ‘ … raketleriyle oynamak çok zevkli!’ demesi için 25.000 $ vermişti.

Forrest parayı alınca, önce gidip üstüne başına bişey aldı, sonra annesini yemeğe götürdü. Oradan, söz verdiği gibi Babo’nun ailesine uğradı ve bir tekne alacağını haber verdi. Sonra, bir tekne aldı. Tekneye , kızının adını verdi – Jenny!

Tekneyle denize açılıyor ama birtürlü istediği karidesleri yakalayamıyordu. Sonra yanına Teğmen Taylor geldi, onun miçosu oldu. Onlar yine karides yakalayamıyordu fakat bir gün, çok büyük bir fırtına çıktı.

O gün, Teğmen Taylor ve Forrest açık denizde oldukları için, tüm gece dalgalarla boğuştular. Oysa, o gün Alabama’daki tüm karides tekneleri alabora olmuş, tüm kendi fırtına vurmuştu.

Kalan tek karides teknesi Forrest’in teknesiydi ve o günden sonra, inanılmayacak kadar çok karides yakalamaya başladılar. Sonra, tek tekne onlara yetmedi . 1, 2 ,3 , 4 ….. Jenny’den artık 12 tane vardı ve ülkenin en büyük Karides Şirketi’nin sahibi olmuşlardı.

Fakat, çok sevdiği annesi kanserden ölmüştü. Annesi hep ona şöyle derdi ;
“Hayat, birkutu çikolatadır evlat. İçerisinden ne çıkacağını bilemezsin.” Forrest, annesini gerçekten çok seviyordu. Çünkü; ondan başka hiçkimse sürekli yanında olmamıştı.

Forrest, artık ona yetecek kadar çok parası olduğunu ve Babo’ya verdiği sözü tuttuğunu düşünerek; gidip Babo’nun ailesine şirketteki kâr’ın yarısını verdi. Artık, Babo’nun ailesi çok zengindi. Teğmen Taylor ve Forrest’te tabi.
Ama Forrest sevdiği işi yapmak istiyordu ve şehrin para babaları, ona bir iş verdiler.

Ufak bir çim traktörü vardı ve çok zengin bir adam olmasına rağmen severek bu işi yapıyordu. Birgün Teğmen Taylor’dan bir mektup geldi ve parasının durumunu düşünmemesi gerektiğini okudu, Teğmen Taylor meyve şirketi gibi bir şirkete yatırım yapmıştı ve artık önü alınamayan bir kazanç sağlıyordu. ( Meyve şirketi sandığı şirket, aslında Apple’dı. Bugün, Microsoft’dan sonra dünyanın en büyük teknoloji şirketi. )

Yine birgün Forrest işini yaparken, Jenny çıkageldi. Jenny, ömrü boyunca birçok kez Forrest’den kaçmıştı. Her defasında Forrest onu bekliyor ve her gelişinde hiç soru sormadan onu kabul ediyordu. Jenny, uzun süre Forrest’in yanında kaldı. Çok eğlendiler, tıpkı eski günlerindeki gibi. Jenny konuştu, Forrest dinledi – sonra Forrest konuştu, Jenny dinledi. Ve birgün, Jenny yine kaçtı.

Jenny kaçtıkdan sonra, Forrest evinin bahçesinde oturuyordu ve birden içinden koşmak geldi. Koştu, önce mahallenin bir ucuna kadar, sonra kasabanın bir ucuna kadar. Kasabanın bir ucuna gelmişken, şehrin bir ucuna kadar koşmak istedi. Koştu. Sonra koca bir eyaleti koşarak geçti ve hiç durmadan , sadece ihtiyaçlarını görmek için durup ve uyudukdan sonra sürekli koştu. Amerika Birleşik Devletleri’nin bir uçtan bir uca koşarak geçti. Bu 3 yıldan fazla sürdü. O koşarken, birçok insan ona katıldı birçok yerde ve birçok insana da iş fikri verdi. Ama, o sadece koştu – koşmaktan başka hiçbir şey yapmamasına rağmen , insanlar için çok şey yapmıştı.

Koşmaktan sıkıldı ve evine döndü birden ansızın. Sonra birgün, evine bir mektup geldi. Mektup Jenny’den geliyordu. Onu koşarken televizyonlarda görmüştü ve onu evine çağırıyordu. Hiç vakit geçirmeden bir bavul hazırladı ve yola çıktı.

Forrest, bu hikayenin hepsini – durakta otobüs beklerken tanımadığı insanlara anlatıyordu. Yani yukarıda okuduğunuz herşeyi, kendi ağzından Forrest hiç tanımadığı insanlara anlatıyor biryerden de otobüs bekliyordu.

Oysa çok yakındı Jenny’nin evine ve bunu öğrendiğinde yerinde duramayıp koştu ve Jenny’ i buldu. 
Çok sevinmişti buna hem Jenny hem Forrest. Sonra, onlar evdeyken kapı çaldı ve Jenny’nin komşusu, ufak bir erkek çocuğu getirdi. O çocuk, Forrest ve Jenny’nin oğullarıydı…

Forrest öğrendiğinde çok telaşlandı çünkü, çocuğununda kendisi gibi zihinsel sorunlu olup olmadığını düşünmüştü. Ama, Jenny onu sakinleştirdi çünkü küçük Forrest çok zeki bir çocuktu. Annesi, ufaklığa babasının adını koymuştu.

Forrest onları aldı ve büyük evlerine götürdü. Fakat, bir sorun vardı. Jenny hastaydı ve zaten onun için çağırmıştı Forrest’i. Çünkü, kısa süre sonra ölecekti. Ve, öldü.

Küçük Forrest ve babası beraber yaşamaya başladılar, Küçük Forrest tıpkı babasının küçükken yaptığı gibi okula gidiyordu….

Ve, hikayenin bu yerinden sonra, beyaz güzel bir tüy gökyüzüne yükselmeye başlar….

Vay canına, anlatırken umarım hiçbir yeri atlamamışımdır 🙂

Tanıştırayım; işte Forrest Gump!

]]>